E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
BOSCH BUDERUS
FLIR
İPRAGAZ

Türkiye Isıtma Pazarında ErP Lot 1 Yönetmeliğinin Yaratacağı Pazar Fırsatları ve Oluşabilecek Sorunlar

Türkiye Isıtma Pazarında ErP Lot 1 Yönetmeliğinin Yaratacağı Pazar Fırsatları ve Oluşabilecek Sorunlar

18 Nisan 2018 Çarşamba / 14:43 | GÜNCEL YORUM
207. Sayı (Mart-Nisan 2018)
360 kez okundu

Muhittin Tekman
Makina Mühendisi - MBA

Avrupa Birliği ülkelerinde enerji verimliliği amacıyla Eylül 2015 tarihinde alınan hermetik (fanlı) ve bacalı yoğuşmasız kombi ile gaz ve sıvı yakıtlı (400 kW’a kadar) kazanların üretilmesinin yasaklanması kararı ülkemizde de ilgili bakanlıklar ve müdürlükler tarafından gündeme alınmıştı. Yerli üreticilerin temsilcileri ile yapılan uzun soluklu çalışmalar sonucunda geçtiğimiz günlerde taraflar arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre ilgili yönetmeliğin 21 Nisan 2018 tarihinde yürürlüğe girmesi beklenmektedir.

ErP olarak kısaltılan, ingilizcesi Energy Related Products olan Enerji İlişkili Ürünler Yönetmeliğinin Lot 1 olarak isimlendirilmiş olan maddesinde; sadece yoğuşmalı cihazların üretimi ve ticareti zorunluluğu getirilmektedir. Böylece sezonsal verimlilik değeri yüzde 86’nın altında kalan klasik ısıtma cihazları artık üretilmeyecek ve yurt dışından satın alımı yapılamayacak. Ancak Bakanlıktan alınan bilgilere göre halen bu ürünlerle ilgili olarak faaliyette bulunan yerli ve yabancı şirketlerin var olan stoklarının tüketilmesine yönelik olarak 31 Aralık 2018 tarihine kadar klasik cihaz satışının yapılmasına izin verilebilecek.

Bu değişiklikle birlikte tüm pazar klasik cihazların yerine verimlilik değerleri daha yüksek olan, bacadan atılan gazlar içindeki NOx, CO ve CO2 oranlarının daha düşük olduğu, yeni teknolojilerle üretilmiş yoğuşmalı olarak tanımladığımız kombi ve kazan sınıfına kayacak.

Isıtma sektörünü olduğu kadar tüm kullanıcıları da yakından ilgilendiren bu yönetmelik maddesinin geçerli olmasıyla bunlar gibi enerji tüketimi yapan diğer cihazlara da bir dizi standart zorunlu hale getirilmekte. Bilindiği üzere bu düzenlemeler AB’de olduğu gibi ülkemizde de önce klimalarda devreye alınmış, şimdi de ısıtma cihazlarında uygulamaya girmekte.

Ülkemizde 2016 yılında satışı yapılan tüm ısıtma cihazları içinde klasik yani yoğuşmasız kombi 740 bin adet iken yoğuşmalı kombi 380 bin adet civarında kalmıştır. Toplam kombi satış miktarının ise 2016 yılı için 1 milyon 120 bin adet civarında olduğu, ayrıca 70 kW altındaki kapasitedeki yer tipi ve duvar tipi kazanlar içinde de 3 bin adet yoğuşmalı ve 7 bin adet de sıvı yakıtlı kazan olmak üzere toplam 10 bin adet civarında 70 kW’ın altında kazan satılmış olduğu kabul edilmektedir.

Bu satış değerleri göz önüne alındığında ErP Lot 1 Yönetmeliğinin devreye girmesiyle öncelikle 740 bin adet yoğuşmasız kombi ve 7 bin adet sıvı yakıtlı kazanın yerini yoğuşmalı olan tipteki cihazlar alacak. Bu ise gelecek yıl aynı miktarda satış yapılacağı varsayımıyla yaklaşık 747 bin adet yoğuşmalı cihaz satışı anlamına gelmektedir.

2017 Aralık itibariyle EPDK’nın açıkladığı doğalgaz raporunda ülkemizde toplam 13 milyon 610 bin konutun doğalgaz abonesi olduğu belirtilmektedir ki bu miktarın 2016 yıl sonu olarak açıklanan miktarı 12 milyon 495 bin idi. Bu abonelerin 2016 yılı doğalgaz tüketim miktarı ise 11 milyar 207 milyon m3’ tür.

2012 yılında Doğalgaz Dergisi için yaptığım bir abone miktarı belirleme çalışmasında ülkemizdeki her bir gaz dağıtım şirketinden alarak belirlediğim konut abone miktarları dağılımında; yaklaşık 9 milyon bireysel sistem kullanım, yani ağırlıklı olarak kombi kullanımı ve 123 bin merkezi sistem kazan kullanımına denk gelen yaklaşık 2,5 milyon konut abonesi olmak üzere toplam 11,5 milyon konut doğalgaz abonesi olduğu belirlenmişti. Yani konut abonelerinin %78’i bireysel sistem ısıtma kullanıyordu. 2017 Aralık itibariyle 13,6 milyon doğalgaz kullanan konut abonesi varsa bu oran üzerinden toplam kombi kullanan abone miktarını yaklaşık 10,6 milyon adet olarak belirleyebiliriz.

Sonuç olarak yıllık 1,12 milyon yeni kombi satışı ve mevcut 10,6 milyon eski kombi kullanımı olduğu görülmektedir. Yeni durum şimdi yürürlüğe girecek olan ErP Lot 1 Yönetmeliği ile bu miktarları yoğuşmalı olan cihazlara yönlendirecektir.

Sezonsal verimlilik değeri en fazla %80-90 arasında olabilen yoğuşmasız ve eski teknolojili kombilerin yerine %100-110 verimlilik değerine sahip yeni teknolojili kombilerin alacağını düşünürsek bu durumda yapılacak tasarruf miktarı oldukça büyük ve dikkate değer olacaktır. Konut abonelerinin yıllık olarak kullandığı yaklaşık 11 milyar m3 doğalgazın %78’i 8,5 milyar m3 civarındadır. Bu ise %20 verim avantajı ile yıllık yaklaşık 1,7 milyar m3 doğalgaz tasarrufu anlamına gelmekte. Ayrıca eski kombilerde ve onların tesisatlarının çoğunda yakıt ve ısı kontrol cihazlarının olmadığı göz önüne alınırsa bu tasarruf miktarı çok kolaylıkla 2 milyar m3’e çıkabilir.

Ancak ErP Lot 1 Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte yüksek verimli yoğuşmalı cihazların kullanımının zorunluluğunun başlamasıyla birlikte öncelikle zararlı baca gazı salım miktarı azalırken, çevresel etki bakımından da daha olumlu bir uygulama başlatılmış olacak. Bu değişimin diğer bir önemli sonucu ise daha az miktarda doğalgaz tüketimi nedeniyle gerçekleşecek olan yakıt tasarrufunun ülkemizin ekonomisine sağlayacağı olumlu katkılar olabilir.

Sonuç olarak, yeni bir yoğuşmalı kombiyi belirli bir fark kadar fazla ödeyerek satın almak zorunda kalacak olan bir doğalgaz abonesi hem yeni kombisini kullandıkça daha az yakıt harcayacak ve dolayısıyla da daha az tutarda fatura ödeyecek hem de belirli bir zaman içinde cihaz kendisini amorti edecek ve hatta geriye kalan cihaz ekonomik ömrü boyunca da sürekli kazançlı çıkacak.

Bu durumda mevcut eski teknolojili klasik kombileri kullanılmakta olan aboneler, her iki nedenden dolayı değişim gerekliliğine inanır ve yoğuşmalı kombi satın almak isterse ortaya üç önemli sorun çıkabilir.

İlki yeni cihazın bedelidir. Bu daha verimli ve yeni teknolojili bir cihaz için ödenecek para klasik cihaza göre önemli oranda daha fazla olacaktır.

Bu fazla paranın yanı sıra yeni cihazın evdeki tesisata uyumu için yapılacak ek yeni tesisatlar, montaj işçilikleri vb. masrafların karşılanabilmesi için abonelerin mali desteğe gereksinimi olabilir. Bir başka deyişle bu konu için düşük faizli ve örneğin 10 yıl gibi uzun vadeli kredi verilebilirse hem cihaz yenileme miktarları artabilir hem de doğalgaz tüketimi azaltılabilir.

Ancak, bu masrafları yapmaya gücü olmayanlar değişim isteklerini öteleyebilir ve mevcut düşük verimli klasik cihazlarını kullanmayı sürdürebilirler. Bu da değişim pazarını etkiler ve ciddiye alınabilecek oranda daralma yaratabilir.

İkinci önemli konu değiştirilecek olan eski cihazın ne olacağıdır. Öncelikle kullanılabilir durumdaki klasik tip cihazlar düşük fiyatlı ikinci el kombi pazarı oluşturabilir. Dolayısıyla bunlar yeni cihaz satış pazarından pay alabilir.

Hiç kullanılamayacak olan cihazlar ise içindeki parçalar sökülerek mevcut kullanımda olan diğer eski cihazların bakım onarım işlerinde kullanılabilirler. Kombi pazarında faaliyette olan şirketlerin yetkili servisleri bu işleri yapmayacak olsalar bile köşe başı tamircileri olarak nitelendirilen kişiler bunları yapabilir. Bu da kullanımda önemli bir güvenlik riski oluşturabilir.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca elektrikli ve elektronik atıkların oluşumunun ve bertaraf edilecek atık miktarının azaltılması için yeniden kullanım, geri dönüşüm, geri kazanım yöntem ve hedeflerine ilişkin hukuki ve teknik esaslara yönelik düzenleme amacıyla yayınlanmış ve halen uygulamada olan “Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği” uyarınca bu eski kombilerin durumunun da ne olacağı sorgulanmalıdır.

Üçüncü konu ise yoğuşma teknolojisinin kullanımı dolayısıyla ısıtma tesisatlarında dolaşacak suyun sıcaklığının gidiş-dönüş 50-35 °C aralığında olması zorunluluğudur. Bu nedenle radyatörlerin ısıtma kapasitesinin bu sıcaklık değerleri için miktarsal yeterliliği kontrol edilmelidir. Bunun sonucunda gerekli olabilecek daha fazla miktardaki yeni radyatörlerin eklenmesi gibi yeni satın almaların yanı sıra; var olan radyatörlerin yerlerinin değiştirilmesi, kombide yanma sonucunda oluşacak yoğuşma sıvısının tesisat giderine bağlanması gibi çeşitli tesisat işleri ve binalardaki baca sistemlerinin yoğuşma teknolojisine uygun olup olmadığı gibi konular gündeme gelebilecektir. Tüm bunlar da yeni maliyetler oluşturabilir.

Bu sorunların dışında olumlu olabilecek bir fırsat da çıkabilir ki bu da kombi değişim durumunun şehir gaz dağıtım şirketlerine cihazların ve aynı anda doğalgaz iç tesisatlarının kontrolü ve denetiminin yapılabilmesine olanak sağlaması konusudur.

Aboneler cihaz değişimi sırasında gaz dağıtım şirketine haber vermek zorunda oluğuna göre, bu işlem dolayısıyla gaz dağıtım şirketinin yetkili elemanı tesisat onayı için cihazın monte edildiği eve veya işyerine girebilecek ve tüm doğalgaz tesisatlarını ve bacaları da kontrol edebilecektir. İşte bu sırada mevcut tesisatta bir sorun varsa onu da görecek ve düzeltilmesini isteyebilecek. Böylece doğalgazın güvenli kullanımı konusunda önemli bir adım daha gerçekleşmiş olacaktır.

Ayrıca halen sektörümüzde eksikliği her ortamda belirtilen, abonelere ait çeşitli istatistiki bilgilerin temini çalışmaları da bu işler sırasında yapılabilir ve aboneler bazlı gerçek ve doğru bilgilere ulaşılmış olur.


 

İlginizi çekebilir...

Yakıt Fiyatlarında Kış Öncesi Artış Beklentisi Düşündürüyor

MUHİTTİN TEKMAN Makina Mühendisi - MBA...
12 Haziran 2018 Salı / 11:46