E-DERGİ
Doğalgaz 205.Sayı

 


E-Dergi Oku 

IMMERGAS
AYVAZ
ECA
BAYMAK
VIESSMANN
ERENSAN
DAIKIN
BORUSAN MANNESMANN

ENERJİ KİMLİK BELGESİ ALABİLMEK İÇİN PAYÖLÇER SİSTEMİ KURULMASI GEREKLİ Mİ?

ENERJİ KİMLİK BELGESİ ALABİLMEK İÇİN PAYÖLÇER SİSTEMİ KURULMASI GEREKLİ Mİ?

18 Nisan 2017 Salı / 09:57 | SÖYLEŞİ

Aclan Bey, bir süredir 2 Mayıs 2017 tarihinden sonra Enerji Kimlik Belgesi (EKB) olmayan binalardaki dairelerin alım satımının yapılamayacağı, hatta kiraya bile verilemeyeceği, EKB alabilmek için ise binada mantolama yapılması ve payölçer sistemi kurulması gerektiği söyleniyor. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

 

Belirttiğiniz noktaların bazıları doğru bazıları değil… 2 Mayıs 2007 tarihinde, 5627 sayılı kanun ve sonra da buna bağlı olarak “Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği” çıktı. Bu yönetmeliğin 25.maddesinde “alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olması şartı aranır” deniyor ve bu hükmün uygulanmasının mevcut binalar için 10 yıl sonra başlayacağı bildiriliyor. Şimdi o süre dolmuş oldu. Doğru olan kısım bu, ancak “Mantolama veya payölçer mecburidir” denmiyor.

 

Bu durumda, binaya Enerji Kimlik Belgesi (EKB) alabilmek için mantolama yapılması veya payölçer sisteminin kurulması zorunlu değil…

 

Mantolamayla veya payölçerle EKB’nin ilişkisi yok diyebilir miyiz?

 

Aslında çok yakın ilişkisi var. Binada payölçer varsa, binanın EKB notu daha iyi olacak. Şöyle ki; bina asgari kurallara uygunsa notu “C”, asgari şartlardan daha iyi durumdaysa “B” veya “A”, enerjiyi kötü kullanıyorsa, yani yakıt ve elektrik masrafı fazlaysa “G” olacak. EKB belgesi binaların panosunda asılı duracak. Daireyi almak için gelen alıcı, panoda “B” notunu görürse satış kolaylaşır ama “G”yi görürse tereddüt eder. Eğer binaya payölçer sistemi kurulursa binanın notu yükselir. Mantolama ve payölçer, notu en çok yükselten uygulamalardan ilk ikisi. Tabii payölçerin sadece merkezi kaloriferli binalar için olduğunu hatırlatayım, kombili binalar için söz konusu değil.

 

“Eğer binaya payölçer sistemi kurulursa binanın notu yükselir. Mantolama ve payölçer, notu en çok yükselten uygulamalardan ilk ikisi. Tabii payölçerin sadece merkezi kaloriferli binalar için olduğunu hatırlatayım, kombili binalar için söz konusu değil”

 

EKB konusunda insanlarda bir telaş var gibi. Bunun sebebi sizce ne?

 

İki konu birbirine karışıyor da ondan. Kanun “alım satım ve kiralama işlerinde EKB belgesi olmak zorunda” diyor, “belgenin notu iyi olmak zorunda” demiyor. Yani EKB notunuz “G” de olsa işlemlerinizi yapacaksınız. Binanız kaliteli olmak zorunda değil, sadece kalitesinin veya kalitesizliğinin belirlenmiş olması gerekli.

 

O halde, payölçer yaptırmayan binalar için yasal bir sakınca söz konusu değil mi?

 

Binalara payölçer sistemi yapılması aslında 2 Mayıs 2012’den bu yana zorunlu. Ama yasal bir yaptırım olmadığı için birçok bina bunun farkında değil. 2 Mayıs 2012’de, yani zorunluluğun başladığı gün, bu konuda birçok binada neredeyse panik yaşandığını görmüştük. O gün ve sonraki birkaç hafta, telefonlarımız kilitlendi. Bu koşuşturma yaklaşık 6 ay sürdü, çünkü payölçere geçmeyen binalara ceza verileceği söylentisi çıkmıştı.

 

Ceza uygulaması oldu mu?

Hayır, uygulanmadı… Zaten kanun cezadan bahsetmiyordu. İlk günlerdeki ceza endişesi dağılınca, başka bir konu fark edildi. Yasa, “apartmanda yakıt faturaları eşit paylaştırılamaz, daire ne kadar ısındıysa o kadar ödemeli” diyor. Özellikle gündüz evde kimsenin bulunmadığı daireler, “ya payölçer olur ya da aidat ödemeyiz” demeye başladı. Haklıydılar da... Hatta mahkemenin bu yönde hüküm verdiğini biliyorum. Bu nedenle payölçere geçen çok bina oldu.

 

Oluşan bu otokontrol için olumlu diyebilir miyiz?

Evet, sonuçta gelinen nokta iyi. Ancak, başlangıçta sıkıntılar yaşandı, ürün bulunamadı, montajlar gecikti… Montaj yapılıp sistem çalışmaya başladıktan sonra da uzunca süre haksızlıklar yaşandı.

 

Nasıl haksızlıklar yaşandı?

Kanunda “evin içi her zaman en az 15 °C sıcaklıkta olacak” koşulu yer alıyor. Neden? Çünkü; kullanıcı, kaloriferi yakmadığında, alt veya yan daireden, istemeden de olsa ısı çalmaya başlıyor. Kaloriferin yakılmamasına “sıfır tüketim” diyoruz. Sıfır tüketim yapanlar, bir süre haksız şekilde ısınmış oldu.

 

Peki bu sıfır tüketim problemi çözüldü mü?

Evet, çözüldü. Aslında kanunda bu vardı, ama “denize düştükten sonra yüzme öğrendiğimiz için” sonradan çözümün farkına varıldı. Tabii kanundaki hükmün çözüm olarak kabullenilmesinde, çok fazla itirazlar olmamasında insanların paylaşım kültürünü yaşayarak öğrenmelerinin büyük payı oldu. Sıfır tüketim yapanların son yıllarda “ben gerçekten haksızlık yapıyorum” duygusunu yaşadığını, bu nedenle de bulunan çözümü yadırgamadıklarını veya itiraz edemediklerini görüyoruz. Çözüm şu; yönetmelik diyor ki “bağımsız bölümlerin payları arıza veya benzeri bir sebeple doğru bir şekilde belirlenemiyorsa paylar, diğer dairelerin tüketimleri esas alınarak, bina yöneticisi, bina yönetim kurulu veya yetkilendirilmiş ölçüm şirketlerince belirlenir”. Buna dayanarak sıfır tüketimlere, binadaki dairelerin tüketim ortalamasının belli bir oranında tutar tahakkuk ettirilmeye başlandı. Bu noktada hesabı şöyle yapıyoruz; binadaki dairelerin ortalama sıcaklığı yaklaşık olarak 20-23 °C civarındadır. Çünkü yaktığının parasını ödediğini bilen bir insan için bu dereceler yeterlidir. Literatürde de konfor sıcaklıkları bu seviyededir. Kanunen alt sıcaklık sınırı ise 15 °C. Arada, 7-8 derece civarında bir fark oluşuyor. Literatürde ayrıca; binadaki her 1 °C sıcaklık değişimin, yakıt faturasını yaklaşık %6 etkilediği bilgisi bulunuyor. Bu durumda bina ortalamasının %40-50’si gibi bir rakamın, kanunen yakılması gereken bir rakam olduğu ortaya çıkıyor.

 

Kaloriferini kapalı tutanlardan ortalamanın %40-50’si kadar ücret mi alınıyor?

Evet yaklaşık o kadar. Bina yönetimi bu orana karar veriyor. Genellikle %25 ile %75 arası bir oran isteniyor. Bunlar bizce de mantıklı ve bunları genellikle uyguluyoruz. Ama mesela çok kızdıkları için “ortalamanın 1,5 katı kadar tüketim tahakkuk ettirin” ya da “en yüksek daire tüketimi kadar tahakkuk ettirin” diyenler de oluyor.

 

Ne yapıyorsunuz bu durumda?

Karşı çıkıyoruz. Karşı çıkma sebebimizi söylüyoruz, insanların konfor şartlarında ısınmak zorunda olmadığını anlatıyoruz. Çünkü biz sertifikalı ölçüm şirketiyiz. Sertifika zaten bu gibi durumlarda karmaşayı önlemek için veriliyor. Ancak bazı daire sahipleri, kanunen payölçer takılması için daireye girilmesine izin vermek zorunda olduğu halde, montajcıyı dairesine sokmuyor ve kaloriferlerini yakmaya devam ediyor. Bu gibi durumlarda, kötü niyet olduğunu görüp bina yönetiminin isteğini uygulamak zorunda kalıyoruz.  

 

Tüm şirketler bu şekilde mi davranıyor?

Hepsinin benzer çözümler geliştirdiklerini duyuyoruz. Bizde ısıtma masrafını paylaşma kültürü yeni gelişiyor. Merkezi ısınma bireysel ısınmadan çok daha tasarruflu ve ısı enerjisi, su gibi, elektrik gibi kapınızı kapatarak sadece kendi dairenizde tüketeceğiniz bir şey değil, dışarıya kaçıyor. Bu konuda birlikte çalıştığımız Alman ortağımız da tüketicinin isteğine hak veriyor. Ancak Almanya bu konuları yıllar önce çözmüş. Onlarda “kendi payını ödeme” anlayışı had safhada. İkisini birleştiren, yani ısıtmayı ortak yapıp aynı zamanda ısındığı kadar ödeyeceği sistemi 50 yıl önce geliştirmişler, şimdiki elektronik teknolojisi yokken bile çözüm üretmişler; içinde boyalı sıvı bulunan cam tüpü radyatöre takıyorlar, sıvı ne kadar buharlaşırsa o kadar para ödüyorlarmış.

 

Payölçeri olmadığı halde parayı ödeyen buna karşı çıkmıyor mu?
Çok nadir oluyor. Çünkü öteki durumun savunulacak bir yanı yok. Yani ne hukuken, ne de ahlaken. Tabii bir de sanırım insanlar ölçüm şirketini bir nevi kamu kuruluşu gibi görüyor ve karşı çıkmak istemiyor.

 

“Payölçer kullanılması zorunlu. EKB alma sürecinde, binalarda bu durum mutlaka gündeme gelecek, daire sahipleri bunun hem kendilerine tasarruf sağlayacağını hem de binalarının EKB notunu, dolayısıyla da dairelerinin değerini arttıracağının farkına varacaklar”

 

Peki EKB’nin firmaların ürün satışlarına etkisi olacak mı?

Daha önce belirttiğim gibi zaten payölçer kullanılması zorunlu. EKB alma sürecinde, binalarda bu durum mutlaka gündeme gelecek, daire sahipleri bunun hem kendilerine tasarruf sağlayacağını hem de binalarının EKB notunu, dolayısıyla da dairelerinin değerini arttıracağının farkına varacaklar.